25 Eylül 2014 Perşembe

Bozkırın Tezenesi: Neşet Ertaş


Neşet Ertaş. Bir büyük isim, bir güzel insan, bir efsane. Yaşar Kemal'in deyişiyle "Bozkırın Tezenesi". bir edebiyat devinin yaptığı bu yakıştırma üzerine durup düşünmek gerek. Öyle ya ne demek bozkırın tezenesi olmak? Aslında Yaşar Kemal tüm ustalığı ile iki kelimeye sığdırmış bir destansı adamı, Bize yaşattıklarını, varlığını, varoluş amacını.



 Neşet Ertaş'ın Anadolu'nun sesini, bu toprakların halkının her daim tüm saflığıyla atan sevdalı yüreğini anlatan 21. yüzyıl aşığı olduğunu özetleyen en güzel benzetme bu. En eski Anadolu geleneklerinden biridir elinde sazıyla yöre yöre dolaşan halkın duygularını, sevdalarını, öfkelerini anlatan aşıklar. İşte Neşet Ertaş bu geleneğinin bizim için son ve en canlı örneğiydi. Onu hep elinde sazı, dilinde türküleri, başında kasketi ve garip duruşuyla hatırlıyoruz. İçtendi, bizdendi. Bizi bize anlatan sayılı güzel insanlardan biriydi.

Onun gidişi tanıyan tanımayan herkesin içinden bir parça kopardı. çünkü yitip giden yıllarca kalplerimizi titreten bir halk ozanıydı.2 yıl önce aramızdan ayrıldığında kalplerimize derin acının yanısıra her zamanki gibi yaşarken onu yeterince tanıyamamış olmanın, kıymetini bilememiş olmanın suçluluğu da yerleşti  ve maalesef kaybettikten sonra farkettik ki aslında tanıyormuşuz onu. Hem de çok  yakından. doğduğumuzdan beri kulaklarımızdaymış onun sesi. Sözleri senelerdir bizim yolumuzu çiziyormuş meğer. Yaşadığımız tüm duygular, acılar, sevinçler, aşklar onun sözleriyle hayat bulmuş. evet biz aslında çok iyi tanıyormuşuz onu. Düstur edinmişiz hayatımıza onun türkülerini. ve işte bu yüzden böylesi acıyor yüreklerimiz şimdi. bir insanı gerçekten tanımak da bu olsa gerek. Fakat yine de keşke diyoruz keşke hayattayken daha da yakından tanıyabilseydik onu. Efsane deyip geçmeden daha çok anlamaya çalışsaydık davasını, kim bilir biz gençlerin onu anladığını hissetmek bir parça derman olurdu o garipliğine. Belki daha az kırgın ayrılırdı bizden. Göçüp gittiği yalan dünyada ardında bir parça umut bırakmanın huzurunu duyardı bir an için kim bilir?

Şimdi birer birer yok olan güzel değerlerimizin ardından hüzünlü gözlerle bakarken içimizi titreten bir ses yükseliyor derinlerden. Gün geçtikçe yitip giden büyük insanlara seslenir gibi  "gönlüm hep seni arıyor, nerdesin sen?" diyor. Kalbimiz onları arıyor, özlüyor. ama onlar zaten sesleriyle, sözleriyle "burdayız" diyor sanki. Gönülden gönüle giden yolun sözlerden öte olduğunu kanıtlar gibi.

Bir Neşet Ertaş geçti bu dünyadan. Gök kubbeye en güzel sedalardan birini bırakarak. Hiç gülmediği yalan dünyadan gerçek dünyasına kavuşalı 2 yıl oldu. Hala en taze haliyle içimizde acısı ve her zaman yüreğimizde yankılanıyor o garip sazı. Aşık Mahzuni Şeriflerin, Aşık Veysellerin  mirasçısıydı o. O isimlere yakışabilecek en güzel haliyle yerini aldı. Ve o da türkülerini bize miras bırakarak diğerlerinin yanına gitti sessizce. Artık göğe bir selam da onun için göndereceğiz ve biz bu altın neslin çocukları onların mirasını bıraktıkları yerden devam ettireceğiz!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder